ADA HUKUK - Avukatlık ve Arabuluculuk Bürosuna Hoş Geldiniz
Detaylı Bilgi
2023 yılında Av. Aysun Seyhan Kanat tarafından SİLİVRİ’DE kurulan hukuk bürosu kurulduğu günden itibaren sahip olduğu istikrarlı gelişmeyle İstanbul’un saygın hukuk bürolarından biri haline gelmiştir.
Avukatlık mesleğini, Avukatlık Kanunu ve mesleki etik kurallar doğrultusunda icra eder. “İnsan” faktörüne önem verir. Süregelen müvekkil-vekil ilişkisinin yanında sektördeki deneyimi ile oluşturduğu hizmet politikalarının icrasını sağlayan takım arkadaşlarını usta-çırak ilişkisi içinde uzun yol arkadaşı olarak kabul eder.
Sorunların çözümünde ortak fikre ve işbirliğine inanır, bilgiye ve tecrübeye değer verir. Ofis içi çalışmalarında bilgi teknolojilerini kullanarak sürekli dinamik kalır, özellikle raporlama,sms ile bilgi paylaşımı hususunda müvekkillerine sürekli geri bildirimlerde bulunur.
İsterseniz tüm ödemelerinizi havale veya eft yöntemi ile gerçekleştirebilirsiniz.
Bazı özel durumlar haricinde zorunlu değildir. Aksine, Türk Hukuku’nda, herkesin mahkemelerde kendisini temsil etme hakkı vardır. Ancak, hiç süphe yoktur ki; her işte olduğu gibi, hukuki işler de uzmanlık gerektirir. Maddi ve manevi açıdan hak kaybına uğramamak ve adaletin yerini bulması için, hukuk alanının profesyonelleri olan avukatlardan hukuki yardım alınmasında her zaman fayda vardır.
Alınan hukuki hizmetin karşılığı olarak, avukata ücret ödenmesi yasal bir zorunluluk olup, avukata ödenmesi gereken ücrettir.
Genel olarak, avukata ödenecek ücret ve kapsamı, avukat ve vekil eden arasında yapılacak olan sözleşme ile belirlenir. Ancak bir sözleşme yapılmamış ise, ücret ve kapsamı yasal düzenlemelere göre belirlenir. Çoğunlukla ücret, sözleşmenin konusunu oluşturan işle ya da işlerle ilgili kesin hüküm elde edilinceye kadar yapılacak tüm işlemleri kapsamaktadır. Ancak, belirtmek gerekir ki; yargılama giderleri olan dava harçları, tebligat, keşif, bilirkişi ücreti vb. masraflar ile avukatın iş takibi için yapacağı yol, konaklama vb. masraflar avukatlık ücreti kapsamında değildir. Davanın kaybedilmesi, açılan davadan sonradan vazgeçilmesi veya avukatın görevinden alınması halinde, ödenen ücretin iadesi gibi bir durum asla söz konusu değildir.
Vekaletname çıkarmak isteyenler, bizzat kendileri, nüfus cüzdanları ya da pasaportlarıyla birlikte, Türkiye’de herhangi bir notere giderek, tarafımızdan verilecek bilgiler doğrultusunda, vekalet konusu işin niteliğine uygun olan vekaletnameyi çıkartabilirler. Yurtdışında vekaletname çıkarmak isteyenler, bulundukları ülkedeki Türk Konsolosluğu’na bizzat kendileri, nüfus cüzdanları ya da pasaportlarıyla birlikte giderek, tarafımızdan verilecek bilgiler doğrultusunda, vekalet konusu işin niteliğine uygun olan vekaletnameyi çıkartabilirler. Yabancı bir ülkede, o ülkenin yetkili makamları tarafından doğrudan düzenlenen veya onaylanan vekaletnameler, o ülkedeki Türk Konsolosluğu tarafından onaylanmış olmadıkça, söz konusu vekaletnamelerin Türkiye’de kabulü mümkün değildir.
İletişim ve Bize Ulaşın bölümlerindeki iletişim formunu kullanarak, av.aysunseyhankanat@gmail.com e-mail adresine mail atarak ya da telefon numaralarını arayarak bizimle iletişime geçebilirsiniz. Ayrıca, sosyal medya platformları üzerinden de bizimle irtibat kurabilirsiniz.
Çanakkale- Ayvacık Anadolu Öğretmen Lisesi 2012 yılı mezunu olup, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 2016 yılında tamamlamıştır. 2023 yılında Ada Hukuk ve Arabulucuk Bürosonu kurarak arabuluculuk hizmetleri ile ceza hukuku, gayrimenkul hukuku, iş hukuku, idare hukuku, aile hukuku, (boşanma, mal paylaşımı, tanıma, tenfiz) ve icra iflas konularında serbest avukat olarak Silivri’de faaliyetine devam etmektedir. İstanbul Barosu’nun sanık müdafiliği, mağdur / müşteki / katılan vekilliği (2020) ile Kadın Hakları, Aile İçi Şiddet ve Çocuk Hukuku Konulu Sertifika Programı(2020), Başkent Üniversitesi Eğitim ve Danışma Hizmetleri Avukatlık Kanunu 35/A Uzlaşması Eğitimi Sertifikası (2023).Aristo Akademi-Prof. Dr. E. Saba Özmen-Kentsel Dönüşüm ve İmar Barışı Uygulamalarından Doğan Özel Hukuk Uyuşmazlıkları Sertifikası (2020), İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Eğitimi sertifikasına (2022), İstanbul Altınbaş Üniversitesi İş Hukukunda Uzman Arabuluculuk Eğitimi sertifikasına (2023),İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Ticaret Hukukunda Uzman Arabuluculuk Eğitimi sertifikasına (2023) sahip olup Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak arabuluculuk mesleğini icra etmektedir. Av. Arb. Aysun SEYHAN KANAT iyi derecede İngilizce bilmekte olup evli ve 1 çocuk annesidir.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2023 yılında üstün başarı derecesi ile mezun olmuştur. İstanbul Barosuna bağlı olarak avukatlık mesleğini icra etmektedir. Hukuk öğrenim hayatında; çeşitli kurum ve kuruluşlar ile birlikte birçok etkinliğine ve eğitime katılmış, aktif rol oynamıştır. Ankara Üniversitesi Hukuk Klinikleri kapsamında 4 yıl boyunca çeşitli programlarda görev üstlenmiştir. Yargıtay Etik İlkeri Hukuk Kliniği programı kapsamında; 2022 yılında katılımcı sertifikasına, 2023 yılında yine aynı programda katılımcılara eğitim vererek 23025 sicil numarası ile " Yargıtay Etik İlkeleri Kolaylaştırıcısı " olmaya hak kazanmıştır. Öte yandan Kanada Büyükelçiliği, Ankara Barosu ve Uçan Süpürge Vakfı'nın önderliğinde düzenlenen 14 haftalık " Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Stratejik Davalama " eğitimini başarıyla tamamlamış; Avrupa Konseyi, Ankara Barosu, Uçan Süpürge Vakfı tarafından düzenlenen 10 haftalık " Kız Çocuklarının Adalete ve Adli Yardım Hizmetlerine Erişimi " eğitim programını da başarıyla tamamlamıştır. Adalet Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi Hukuk Klinikleri arasındaki işbirliği kapsamında Ankara Batı Adliyesinde; kadın, çocuk, yaşlı, engelli bireylerin adalete erişimi konusunda aktif rol oynamıştır. Öğrenim hayatının büyük bir kısmında Adalet Bakanlığı, Ankara Barosu, Avrupa Konseyi gibi kurumlarla olan işbirliklerinde görev almıştır. Eğitim hayatına lisansüstü düzeyde devam etmekte, Atatürk Üniversitesi Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans programında öğrenim görmektedir.
Yabancılar hakkında verilen sınırdışı (deport) kararı, kişinin Türkiye’den çıkarılması ve belirli bir süre geri girişinin yasaklanması sonucunu doğurur. Ancak bu kararlara karşı yasal itiraz hakkı bulunmaktadır. Deport kararı genellikle vize veya ikamet ihlali, kamu düzeni ya da güvenliği tehdit eden davranışlar, yasa dışı giriş, kaçak çalışma veya suç işlenmesi gibi sebeplerle alınır. Kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde idare mahkemesine başvuru yapılması gerekir. Bu süre oldukça kısa olduğundan hak kaybı yaşanmaması için dikkatli olunmalıdır. İtiraz, yabancının bulunduğu yerdeki idare mahkemesine dilekçe ile yapılır. Başvuru yapıldığında deport işlemi dava sonuçlanana kadar durur ve kişi Türkiye’den çıkarılamaz. Mahkeme süreci hızlıca değerlendirir ve kararını verir. Bu süreçte profesyonel avukat desteği almak büyük önem taşır. Avukat, dava dilekçesini hukuki gerekçelerle hazırlar ve tüm süreci takip ederek hak kayıplarının önüne geçilmesini sağlar. Sonuç olarak, sınırdışı kararına karşı etkili bir itiraz için tebliğden itibaren 7 gün içinde başvuru yapılması ve sürecin uzman bir avukat aracılığıyla yürütülmesi oldukça önemlidir.
Boşanma davası, evlilik birliğini sona erdirmek isteyen eşlerin mahkemeye başvurmasıyla açılır. Türkiye’de boşanma davaları Aile Mahkemesi tarafından görülür. Boşanma davası açabilmek için öncelikle bir dava dilekçesi hazırlanması gerekir. Bu dilekçede boşanma sebebi, varsa çocukların velayeti, nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi talepler açıkça belirtilmelidir. Boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir; anlaşmalı boşanma, evlilik en az bir yıl sürmüşse tarafların ortak iradesiyle açılabilir. Çekişmeli boşanma ise eşlerin anlaşamadığı durumlarda, örneğin şiddet, aldatma, terk, kötü muamele gibi nedenlere dayalı olarak açılır. Dava, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da son altı ay birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesi’ne başvurularak açılır. Dilekçe mahkemeye sunulduktan sonra yargılama süreci başlar ve mahkeme, tarafların delillerini değerlendirerek karar verir. Bu süreçte hak kaybı yaşanmaması için profesyonel avukat desteği almak son derece önemlidir.
Tedbir nafakası, boşanma davası açıldığında veya dava devam ederken eşlerin ve varsa çocukların geçimini sağlamak amacıyla mahkeme tarafından hükmedilen geçici bir nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu’na göre, dava süresince ekonomik olarak zorluk yaşamaması için ihtiyaç sahibi eşe ve çocuklara tedbir nafakası ödenmesine karar verilebilir. Bu nafaka, boşanma kararı kesinleşene kadar devam eder. Tedbir nafakasının miktarı, tarafların ekonomik durumları ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hakim tarafından belirlenir. Boşanma davası sonuçlandığında ise mahkeme, koşulların oluşmasına göre yoksulluk nafakası veya iştirak nafakası gibi kalıcı nafakalara hükmedebilir. Tedbir nafakası, dava süresince tarafların mağdur olmaması ve hayatlarını sürdürebilmeleri için getirilen bir geçici güvence niteliği taşır.
Evlilik sözleşmesi, halk arasında “mal rejimi sözleşmesi” olarak da bilinir ve eşlerin evlilik birliği içerisinde edinilen malların nasıl paylaşılacağını düzenleyen resmi bir anlaşmadır. Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik ile birlikte eşler yasal olarak edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olurlar. Ancak eşler isterlerse evlilikten önce ya da evlilik sırasında noter huzurunda evlilik sözleşmesi yaparak farklı bir mal rejimi seçebilirler. Evlilik sözleşmesi ile mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı gibi rejimler tercih edilebilir. Böylece boşanma ya da ölüm durumunda mal paylaşımının nasıl yapılacağı önceden belirlenmiş olur. Bu sözleşme, eşler arasında olası uyuşmazlıkların önüne geçer ve taraflara mali açıdan güvence sağlar. Evlilik sözleşmesi nasıl yapılır? Eşler, aralarında anlaşarak sözleşmeyi hazırlayıp noter huzurunda onaylatmak zorundadır. Yazılı şekilde yapılmayan veya noter onayından geçmeyen sözleşmeler geçerli sayılmaz. Evlilikten önce yapılabileceği gibi evlilikten sonra da her zaman yapılması mümkündür. Sonuç olarak evlilik sözleşmesi, eşlerin mali hak ve sorumluluklarını açıkça düzenleyen, gelecekte yaşanabilecek olası anlaşmazlıkların önüne geçen önemli bir hukuki araçtır.
İstinaf, ilk derece mahkemelerinin (Asliye veya Ağır Ceza Mahkemesi, Asliye veya Sulh Hukuk Mahkemesi gibi) verdiği kararların bir üst mahkemede tekrar incelenmesini sağlayan kanun yoludur. İstinaf başvurusu ile dava, hem hukuka uygunluk hem de maddi olaylar yönünden yeniden değerlendirilir. Bu yönüyle yalnızca hukuki denetim yapan temyizden farklıdır. Hukuk davalarında istinaf, ilk derece mahkemesi kararının yanlış olduğunu düşünen tarafın, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Bölge Adliye Mahkemesi’ne başvurmasıyla mümkündür. Mahkeme, delilleri ve usulü yeniden değerlendirerek kararı kaldırabilir, düzeltebilir veya onaylayabilir. Ceza davalarında istinaf ise, ceza mahkemelerinin verdiği hükümlere karşı başvurulan bir yoldur. Sanık, mağdur veya savcı, hükmün tebliğinden itibaren yedi gün içinde istinaf başvurusu yapabilir. Bölge Adliye Mahkemesi, hem maddi vakıaları hem de hukuki değerlendirmeyi gözden geçirir. Gerekirse tanık dinleyebilir, yeniden yargılama yapabilir veya kararı bozarak dosyayı geri gönderebilir. Sonuç olarak istinaf, hem ceza hem de hukuk yargılamasında taraflara ikinci bir yargılama imkânı sunar. Bu süreçte usule uygun başvuru yapılması ve hak kaybı yaşanmaması için profesyonel avukat desteği almak büyük önem taşır.
Kiralanan taşınmazın ihtiyaç nedeniyle tahliyesi, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen ve ev sahibi (kiraya veren) açısından önemli bir tahliye sebebidir. Ev sahibi; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya bakmakla yükümlü olduğu kişiler için kiralanan taşınmaza konut veya işyeri ihtiyacı duyarsa, kiracıyı tahliye edebilir. Bu durumda ev sahibi, kira sözleşmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açmak zorundadır. İhtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması şarttır. Mahkeme, ihtiyaç iddiasını titizlikle değerlendirir; ihtiyaç geçici veya keyfi ise tahliye kararı verilmez. Tahliye kararı alındığında, ev sahibi kiralananı gerçekten ihtiyaç için kullanmak zorundadır. Eğer üç yıl boyunca taşınmaz başkasına kiralanırsa, eski kiracıya tazminat ödeme yükümlülüğü doğabilir. Sonuç olarak, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası, hem kiracı hem de ev sahibi açısından dikkatle yürütülmesi gereken bir süreçtir. Hak kaybı yaşanmaması için bu davaların avukat aracılığıyla açılması ve takip edilmesi büyük önem taşır.